Çelik Kubbe’de Hangi Sistem Hangi Tehdidi Karşılıyor
Çelik Kubbe, Türkiye’nin hava savunmasını anlatırken en sık kullanılan ama en az doğru anlaşılan kavramlardan biri. Haberlerde bir füze sistemi gibi geçiyor. Oysa ortada tek bir silah yok. Çelik Kubbe, farklı irtifa ve menzillerde çalışan radarların, elektronik harp sistemlerinin, topların ve füzelerin tek bir komuta kontrol ağına bağlanmasının adı. Devlet dili bunu “sistemler sistemi” diye tarif ediyor.
Bu yazı, hangi tehdidin hangi katmanda karşılandığını ve katmanların birbirine nasıl bağlandığını anlatıyor. Bütçe ve teslimat rakamlarını da yalnızca açıklanan kaynaklarıyla veriyor.
| Alan | Bilgi |
|---|---|
| Program | Çelik Kubbe (Steel Dome), çok katmanlı milli hava ve füze savunma mimarisi |
| Yapı | Sensörler, angajman sistemleri ve komuta kontrol katmanından oluşan sistemler sistemi |
| Onay | Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısı, 6 Ağustos 2024 |
| Ana yükleniciler | ASELSAN, ROKETSAN, TÜBİTAK SAGE, MKE ve HAVELSAN (kaynaklara göre değişen sayımla) |
| Sözleşme makamı | Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) |
| İlk büyük teslimat | 27 Ağustos 2025, 47 araç, yaklaşık 460 milyon dolar |
| Kullanıcı | Türk Silahlı Kuvvetleri |
Çelik Kubbe bir füze sistemi mi, yoksa başka bir şey mi?
İsrail’in Demir Kubbe’siyle kıyaslanınca akılda kalan görüntü, roketlere karşı tek tip bir bataryadır. Çelik Kubbe o görüntüye uymuyor. Amerikalı savunma analisti Aaron Stein, BBC Türkçe’ye yaptığı değerlendirmede sistemin farklı tehditlere özel çözümler sunduğunu, ancak Demir Kubbe’ye kıyasla daha çok uçak karşıtı savunmaya odaklandığını söylemişti.
Tasarımın mantığı basit. Uzun menzilli bir füze ile küçük bir insansız hava aracını aynı silahla vurmak hem pahalıdır hem de mantıksızdır. Bu yüzden her tehdit için en ucuz ve en uygun silahın seçilmesi gerekir. Bunu yapacak olan, sensörlerden gelen izleri birleştirip hangi atıcının hangi hedefe ateş edeceğine karar veren komuta kontrol katmanıdır.
SSB Başkanı Haluk Görgün de projenin “sistemler sistemi” yaklaşımıyla geliştirildiğini, kısa sürede tamamlanmayacağını ama mevcut unsurların zaten kullanıldığını belirtmişti. EDAM’dan Sinan Ülgen de benzer biçimde, projenin hemen bitmesinin beklenmediğini, Türkiye’nin ise NATO füze savunma yapısına entegre olduğunu vurgulamıştı.
Türkiye neden bu yolu seçti?
Arka planda yıllara yayılan bir tedarik tecrübesi var. Ankara uzun menzilli bir sistemi önce yurt dışından almaya çalıştı. Çin’le yürüyen HQ-9 görüşmeleri sonuçsuz kaldı, 2019’da Rusya’dan alınan S-400’ler ise Türkiye’nin ABD liderliğindeki F-35 programından çıkarılmasına yol açtı. AP’nin Ağustos 2025 tarihli haberi bu geçmişi hatırlatıyor ve Suriye ile Ukrayna’daki çatışmaların, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının hava savunma ihtiyacını keskinleştirdiğini not ediyor.
Erdoğan’ın teslimat töreninde aktarılan sözü yaklaşımı özetliyor: kendi radarını ve hava savunma sistemini geliştiremeyen bir ülke, bölgesel güvenlik sorunları karşısında geleceğine güvenle bakamaz. Yani Çelik Kubbe yalnızca teknik bir proje değil, tedarik bağımlılığını azaltma hamlesi olarak da sunuluyor.
Katmanlar nasıl ayrılıyor ve hangi sistem nerede duruyor?
ASELSAN’ın Ekim 2025’te düzenlediği basın gününde tarif edilen yapı, birbirinin içine geçen dört savunma katmanına dayanıyor. Katman sınırları kesin değil. Menzil bantları bilerek üst üste biniyor ve farklı brifinglerde orta katmanlardaki sistem listesi biraz değişebiliyor. Aşağıdaki tablo bu yüzden gösterge niteliğinde okunmalı.
| Katman | Sistemler | Yaklaşık etki alanı | Başlıca hedefler |
|---|---|---|---|
| Stratejik, uzun menzil | SİPER | 100 km ve üzeri (Blok-1) | Uçaklar, seyir füzeleri, yüksek irtifa tehditleri |
| Orta ve kısa menzil | HİSAR-O, HİSAR-A | 25 km ve 15 km sınıfı | Uçaklar, helikopterler, seyir füzeleri, insansız hava araçları |
| Taktik, top ve füze | GÜRZ, KORKUT | Yaklaşık 4 km (top), GÜRZ’de füzeyle daha fazlası | Kamikaze İHA’lar, alçak uçuşlu hava araçları |
| Yakın alan | SUNGUR, karşı-İHA ve elektronik harp | 8 km üzeri (SUNGUR) | Mini ve mikro İHA’lar, alçak uçan hedefler |
Menzil değerleri üreticilerin açtığı rakamlara ve savunma basınındaki aktarımlara dayanıyor. Bu yüzden “yaklaşık” ve “sınıfı” ifadeleriyle verildi.
SİPER en üst katmanda ne yapıyor?
SİPER, mimarinin en dış halkası. Program, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın yüksek irtifa hava savunma ihtiyacı için 15 Ocak 2018’de imzalanan sözleşmeyle başladı. Tasarım liderliğini TÜBİTAK SAGE yürütüyor, ASELSAN ve ROKETSAN diğer iki ana yüklenici. Blok-1 konfigürasyonu Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde görev yapıyor.
Blok-1 için 100 kilometrenin üzerinde bir menzil aktarılıyor. Blok-2 füzesi ise 150 kilometreyi aşan önleme menzili için tasarlandı. Bataryalar dağıtık kurulabiliyor. Radar, komuta aracı ve atıcılar tek noktada toplanmak zorunda değil, bu da hem konuşlanma esnekliğini artırıyor hem de karşı tarafın tek bir tespitle bütün bataryayı bulmasını zorlaştırıyor. Sistemin ayrıntıları için SİPER uzun menzilli hava ve füze savunma sistemi yazımıza bakabilirsiniz.
Üst katmanın işi tehdidi olabildiğince uzakta karşılamak. Alt katmanlara ancak sızan hedefler kalıyor. Bu, pahalı mühimmatın küçük hedeflere harcanmasını da önlüyor.
HİSAR orta bandı nasıl dolduruyor?
Uzun yıllar boyunca Türkiye’nin hava savunmasının zayıf halkası, omuzdan atılan füzelerle uzun menzilli sistemler arasındaki boşluktu. HİSAR ailesi bu boşluğu kapatmak için doğdu. Alçak irtifa için HİSAR-A, orta irtifa için HİSAR-O geliştirildi; geliştirme sözleşmeleri 2011’de imzalandı, sistem entegratörü ASELSAN, füze üreticisi ROKETSAN oldu.
Envantere giren sürümler artı işaretli. HİSAR-A+ 2021’de, HİSAR-O+ ise 2022’den itibaren teslim edilmeye başlandı. Füzeler kanisterden dikey atılıyor, bu da bataryaya 360 derece kapsama veriyor. Orta kademede ROKETSAN 25 kilometre üzeri menzil veriyor. SSB’nin Ağustos 2024’te duyurduğuna göre, radar arayıcı başlıklı HİSAR-O+ RF sürümüyle seri üretim bir batarya 40 kilometrenin ötesinde bir hedef uçağı vurdu. Bu, HİSAR’ı SİPER’in alt bandına yaklaştıran bir gelişme.
HİSAR-A+’nın öne çıkan yanı, zırhlı birliklerle birlikte hareket edebilmesi. FNSS ACV-30 paletli şasisi üzerinde radarı, atış kontrolü ve füzeleriyle tek başına görev yapabiliyor. Aile hakkında daha geniş bilgi için HİSAR füze ailesi yazısına göz atabilirsiniz.
KORKUT, SUNGUR ve GÜRZ yakın savunmada nasıl çalışıyor?
Bu katman, Çelik Kubbe’nin en kalabalık tehdit tipiyle uğraştığı yer. Kamikaze İHA’lar, FPV dronlar, mini ve mikro araçlar ve alçak uçan uçaklar burada karşılanıyor.
Maliyet hesabı burada belirleyici. Birkaç bin dolarlık bir dronu yüz binlerce dolarlık füzeyle vurmak sürdürülebilir değil. Bu nedenle mimaride füzenin yanında top, karıştırma ve yönlendirilmiş enerji seçenekleri de var; ama hangisinin hangi hedefe atanacağı yine komuta kontrol katmanının işi.
KORKUT
KORKUT, çift namlulu 35 mm’lik bir kendi yürür hava savunma topu. ASELSAN’ın geliştirdiği ATOM 35 mühimmatı, hedefe yaklaşırken programlanan noktada patlayarak parçacık bulutu oluşturuyor. Küçük ve çevik hedeflere karşı doğrudan isabet aramaktan daha uygun bir yöntem. Topun etkili menzili yaklaşık 4 kilometre. ASELSAN’ın Eylül 2026’da Konya Karapınar’da yabancı heyetlere yaptığı atışlı gösteride, Otokar ARMA II 8×8 şasisine oturtulan sürüm küçük İHA’lara ve hareketli bir yer hedefine ateş etti. Ayrıntılar için KORKUT 35 gösterisi haberine bakılabilir.
SUNGUR
ROKETSAN’ın SUNGUR’u, görüntüleyici kızılötesi arayıcı başlıklı çok kısa menzilli bir füze sistemi. 8 kilometrenin üzerinde menziliyle omuzdan, zırhlı araçtan ve farklı platformlardan atılabiliyor. Sistem, Çelik Kubbe’nin en alt halkası olarak tarif ediliyor. Detaylar SUNGUR hava savunma füze sistemi sayfamızda.
GÜRZ
GÜRZ, aynı araçta top ile füzeyi birleştiren yeni bir melez sistem. 35 mm’lik top ve kısa menzilli füzeleri tek şasi üzerinde taşıyor, dört yüzlü AESA arama radarı ve elektro-optik sensörlerle çalışıyor. ASELSAN, ilk canlı atış faaliyetini 5 Eylül 2026’da Sinop Test Merkezi’nde yaptı. Bir GÖKSUR füzesi hedefe karşı atıldı. Şirketin genel müdürü Ahmet Akyol, sistemin 2027’de Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girmesinin planlandığını söyledi. Menzil ve vuruş olasılığı gibi değerler açıklanmadı. Test sonuçları ve mimarideki yeri GÜRZ’ün ilk atış testi yazısında.
Bütün bunları komuta kontrol nasıl birbirine bağlıyor?
Füzeler en görünür kısım, ama sistemin yeni olan tarafı komuta kontrol. Army Recognition’ın aktardığına göre ASELSAN’ın basın gününde mimarinin merkezinde HAKİM hava ve uzay komuta kontrol sistemi tarif edildi. HAKİM 100 radar ağı yönetimi, TURAN görev ağı ve T-Link veri bağı bu çerçevede öne çıkan isimler. Görev, dağınık radarlardan gelen izleri birleştirip ortak bir hava resmi üretmek, tehdit değerlendirmesi yapmak ve atışı en uygun bataryaya atamak.
Bu, işin sıkıcı ama belirleyici yarısı. Bir ülke SİPER rampalarına sahip olabilir, ama sensör izini doğru atıcıya zamanında veremiyorsa hiçbir şey savunmuş olmaz. Mimari, NATO sistemleriyle birlikte çalışabilirlik düşünülerek kurgulanmış olarak anlatılıyor. Radar tarafında ALP serisi ve Kalkan gibi ASELSAN ürünleri öne çıkıyor. Bu şirketin genel yapısı için Türk savunma sanayii şirketleri rehberi yararlı bir başlangıç.
Elektronik harp de tasarımın bir parçası. Karıştırıcılar, radar elektronik destek ve taarruz sistemleri, yüksek güçlü mikrodalga ve lazer çalışmaları fiziksel imhayı tamamlıyor. Bir dron sürüsünü tek tek füzeyle vurmak yerine bir kısmını karıştırma ile düşürmek maliyet hesabının da parçası. Lazer tarafı henüz olgunlaşma aşamasında. GÖKBERK gibi sistemler ilan edilmiş olsa da bunların sahada tam katman olarak çalıştığı söylenemez.
Şimdiye kadar ne teslim edildi, ne kadar ödeme yapıldı?
Takvim ve rakamlar açıkça izlenebiliyor. Proje Ağustos 2024’te duyuruldu. 27 Ağustos 2025’te Ankara’daki ASELSAN tesislerinde düzenlenen törende Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 460 milyon dolar değerinde 47 aracın Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edildiğini açıkladı. Teslimat arasında HİSAR-O ve SİPER sistemleri, ALP 300-G ile ALP 100-G radarları, PUHU ve REDET elektronik harp sistemleri ve KORKUT araçları yer aldı. Aktarımlara göre bir SİPER bataryası ve üç HİSAR bataryası teslim edilenler arasındaydı. AP haberinde, sistemin tam olarak ne zaman tamamen devreye gireceğinin açıklanmadığı da not edildi.
26 Kasım 2025’te SSB, ASELSAN, ROKETSAN ve HAVELSAN ile toplam yaklaşık 6,5 milyar dolarlık sözleşme imzaladı. Reuters’ın haberine göre bu paket, Çelik Kubbe’nin seri üretime ölçeklenmesini finanse ediyordu. Bu yıl ASELSAN’ın Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yaptığı bildirimlerde de Çelik Kubbe kapsamında yeni sözleşmeler duyuruldu. Haziran 2026’daki bir sözleşmenin teslimatları 2028-2032 arasına yayılıyor.
Mayıs 2026’daki EFES tatbikatında ise katmanların birlikte sahaya çıktığı aktarıldı. Bu, üretimi değil entegrasyonu sınayan bir adım.
Çelik Kubbe neyi henüz kanıtlamadı?
Çelik Kubbe’nin gerçek savaş koşullarında entegre bir bütün olarak denendiğine dair açık bir kayıt yok. Tek tek sistemlerin operasyonel geçmişi var. Mimarinin kendisi bir tatbikat geçmişine sahip. Bu ikisi aynı şey değil.
Entegrasyon en zor kısım olmaya devam ediyor. Yeni angajman sistemlerini ve yeni komuta omurgasını aynı anda sahaya vermek, büyük savunma projelerinin tarihinde takvimi zorlayan bir kombinasyon. Yabancı bir alıcı için ise durum daha da belirsiz: bileşen sistemler ihraç edilebiliyor, ancak bütünleşik mimari için duyurulmuş bir yabancı sözleşme yok. Körfez ülkeleri ve Azerbaycan için ilgi haberleri çıkıyor, bunlar sipariş değil.
Önümüzdeki dönemde izlenecek üç şey var. GÜRZ’ün 2027’de envantere girip girmeyeceği, SİPER Blok-2’nin hizmete girişi ve HAKİM’in farklı üreticilerin sensörlerini ne kadar sorunsuz birleştirdiği. Bunların hangisi gecikirse Çelik Kubbe’nin katmanları kağıt üzerinde tam, sahada boşluklu kalır.