ANKA İHA Programı On Beş Yılda Türkiye’ye Neler Kazandırdı
ANKA, Türkiye’nin kendi mühendisleriyle tasarladığı ilk orta irtifa uzun havada kalışlı (MALE) insansız hava aracıdır. Hangardan çıkışı 2010, seri üretim sözleşmesi 2013, ilk ihracat sözleşmesi ise 2020 tarihlidir. Aradan geçen yıllarda program bir prototipten fazlasına dönüştü: bir mühendislik birikimine, yerli alt yüklenici ağına ve ihracat vitrinine.
Bu yazı, ANKA İHA programının nasıl ilerlediğini ve Türkiye’ye somut olarak ne bıraktığını ele alıyor. Tarihlerde TUSAŞ’ın resmî sayfası esas alındı; sözleşme bedelleri ve adetler çoğunlukla basında aktarılan değerler olduğu için açıkça öyle işaretlendi.
| Alan | Bilgi |
|---|---|
| Geliştirici ve üretici | Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) |
| Tür | Orta irtifa uzun havada kalışlı (MALE) insansız hava aracı |
| Hangardan çıkış | 16 Temmuz 2010 |
| İlk uçuş | 30 Aralık 2010 |
| Seri üretim sözleşmesi (ANKA-S) | Ekim 2013, 10 hava aracı |
| Motor (ANKA-S, aktarılan) | TEI-PD170, yaklaşık 170 hp |
| Azami kalkış ağırlığı (ANKA-S, aktarılan) | yaklaşık 1.700 kg |
| Havada kalış süresi (aktarılan) | yaklaşık 30 saate kadar |
| Görev irtifası (aktarılan) | yaklaşık 30.000 ft |
| Toplam uçuş süresi | 400.000 saati aşkın (TUSAŞ) |
ANKA Projesi Nasıl Başladı?
Program, Türkiye’nin keşif ve gözetleme ihtiyacını yabancı İHA’larla karşıladığı bir dönemde şekillendi. ANKA, bu boşluğu doldurmak üzere yerli bir MALE sistemi olarak tasarlandı. Kaynaklarda aktarılan geliştirme sözleşmesi tarihi Aralık 2004’tür.
TUSAŞ’ın ürün sayfasına göre ANKA, Türk mühendislerin tasarımıdır ve birçok yerli alt yüklenici firma çalışmaya katıldı. Hava aracı 16 Temmuz 2010’da TUSAŞ tesislerinde düzenlenen törenle hangardan çıktı, aynı yılın 30 Aralık’ında ilk uçuşunu yaptı. Basında bu uçuşun yaklaşık 14 dakika sürdüğü aktarılır.
İlk uçuş bir gösteri değildi. Asıl sınav, ardından gelen test kampanyası ve seri üretime giden yoldu.
Prototipten Seri Üretime Giden Yol
Ekim 2013’te 10 hava aracı için seri üretim sözleşmesi (ANKA-S) imzalandı. Programın “deneme” aşamasından “envanter” aşamasına geçtiğini gösteren eşik budur. Yayımlanan bilgilere göre ANKA-S, uydu haberleşme anteni ve yerli uçuş kontrol bilgisayarıyla öne çıkıyor. Uydu bağlantısı, görüş hattı dışındaki görevlerde operasyonun uzak mesafeden yürütülmesine imkân tanıyor.
TUSAŞ’ın tanıtımında öne çıkan özellikler şunlar:
- Yedekli ve otonom uçuş kontrol sistemi, tam otomatik kalkış ve iniş
- Haberleşme kesilirse kalkış üssüne otonom dönüş ve iniş
- Görüş hattı için iki ayrı kriptolu veri linki, ayrıca uydu haberleşmesi
- Buzdan koruma sistemi ile DO-178B ve DO-254 uyumlu avionik mimari
Aynı sayfa faydalı yük seçeneklerini de sıralıyor: EO/IR kamera, SAR/GMTI-ISAR radar, COMINT ve ELINT gibi elektronik harp sensörleri, ayrıca hassas güdümlü bomba, lazer güdümlü roket ve tanksavar füzesi. Yani aynı gövde keşif, elektronik harp ve silahlı görev arasında konfigüre edilebiliyor.
ANKA Ailesinde Hangi Sürümler Var?
“ANKA” tek bir hava aracından çok bir aile adı. Açık kaynaklarda aktarılan sürümler şöyle sıralanıyor:
- ANKA-A: Yalnızca keşif ve gözetleme görevi için tasarlanan temel sürüm. Hava Kuvvetleri ile ilk sözleşmesi 2013 civarında aktarılıyor.
- ANKA-B: Aktarılan bilgiye göre ilk uçuşunu 30 Ocak 2015’te yaptı. ASELSAN sentetik açıklıklı radar yüküne ve elektro-optik/kızılötesi sensörlere sahip, keşif kapasitesi daha yüksek bir yapılandırma.
- ANKA-S: Seri üretim sürümü. Uydu haberleşme anteni ve yerli uçuş kontrol bilgisayarı taşıyor. Aktarılan değere göre 10 adetlik ilk siparişin bedeli yaklaşık 290 milyon dolar, ilk teslimatlar 2017 başında başladı.
- ANKA-I: Milli İstihbarat Teşkilatı için geliştirildiği aktarılan, elektronik harp ve sinyal istihbaratı odaklı sürüm.
Aynı kaynaklar, Şubat 2024 itibarıyla tüm sürümlerde 102 hava aracı üretildiğini aktarıyor. Bu sayı TUSAŞ tarafından ayrıca teyit edilmiş değil, bu yüzden bir yaklaşık değer olarak okunmalı. Geliştirme zincirini ve sürümleri daha ayrıntılı anlatan ANKA’nın geliştirme tarihi ve sürümleri yazısı da var.
Türk Silahlı Kuvvetlerine Ne Sağladı?
İlk kazanım doğrudan operasyonel kabiliyet oldu. TUSAŞ’a göre ANKA filoları farklı son kullanıcıların envanterinde yer alıyor ve toplamda 400.000 saati aşan uçuş süresi biriktirdi. Bu, yaklaşık 45 yıllık kesintisiz uçuşa denk gelen bir rakam.
Türk kullanıcı tarafında Hava Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın ANKA işlettiği aktarılıyor; Wikipedia’da yayımlanan envanter dökümü Hava Kuvvetleri için 36, Deniz Kuvvetleri için 8, Jandarma için 6 ANKA-S rakamını veriyor. Bu sayılar resmî bir envanter açıklamasına dayanmıyor, bu nedenle yalnızca büyüklük fikri vermek için anılıyor.
Yerli bir sistemin en büyük avantajı, yazılımdan sensör entegrasyonuna kadar her katmanda değişiklik yapma yetkisinin ülkede olması. Yabancı bir ürün için bu, lisans ve tedarikçi takvimi demek.
ANKA’nın Türk İHA ekosistemindeki yerini Türk İHA sektörünün gelişim tarihi yazısında daha geniş bir çerçevede bulabilirsiniz. Bayraktar TB2 gibi taktik sınıf sistemlerle karıştırılmamalı; ANKA daha büyük, daha ağır ve uydu bağlantılı bir sınıfta yer alıyor.
ANKA İhracatta Hangi Ülkelere Ulaştı?
İhracat, programın ikinci büyük kazanımı. Aşağıdaki bedeller ve adetler basında ve savunma yayınlarında aktarılan rakamlardır; her biri için TUSAŞ ya da ilgili devletlerden ayrıntılı resmî döküm yayımlanmış değildir.
- Tunus: 2020’de üç ANKA-S ve üç yer kontrol istasyonu için yaklaşık 80 milyon dolarlık sözleşme aktarıldı. İlk iki hava aracının 2021’in ikinci yarısında teslim edildiği bildirildi.
- Kazakistan: 2021’de üç ANKA için sipariş aktarıldı.
- Endonezya: Defense News’e göre Şubat 2023’te 12 ANKA için yaklaşık 300 milyon dolarlık sözleşme imzalandı. Teslimatların 2025 sonuna kadar yapılması öngörülüyordu. Paket simülatör, lojistik destek ve yerel montaj ile bakım-onarım imkânlarını da kapsıyor.
- Malezya: LIMA 2023 fuarında üç ANKA-S için yaklaşık 90 milyon dolarlık sözleşme duyuruldu.
- Cezayir ve Çad: Savunma yayınları Cezayir’in 10, Çad’ın 2 ANKA-S siparişi verdiğini aktardı.
- Özbekistan: Ocak 2025’te Özbekistan’ın ANKA alacağı yönünde haberler çıktı; ayrıntılar paylaşılmadı.
Operatör ülkeleri ve teslimat durumunu ayrıntılı görmek için ANKA’yı hangi ülkelerin kullandığını anlatan yazıya bakabilirsiniz. Genel tabloyu ise Türkiye’nin savunma ihracatını ele alan yazı sunuyor.
Tunus’un önemi sayılardan çok sembolik. ANKA’nın ilk yurt dışı müşterisi olarak anılan ülke, sistemin yabancı bir hava kuvvetinin envanterinde çalışabileceğini gösterdi. Sonraki siparişler, Kuzey Afrika’dan Güneydoğu Asya’ya uzanan bir müşteri profili çizdi: bütçesi sınırlı ama uzun havada kalış, uydu bağlantısı ve silahlı görev kabiliyeti arayan hava kuvvetleri. Bu profil, daha pahalı ve çoğu zaman siyasi şartlarla gelen batılı MALE alternatiflerine kıyasla ANKA’nın pazar aralığını belirliyor; ancak bu yorum yayımlanmış bir pazar analizine değil, sipariş desenine dayanıyor.
Endonezya dosyası en somut ilerleme kaydeden dosya oldu. Savunma yayınlarına göre ilk ANKA-S, Batı Kalimantan’daki Supadio Hava Üssü’nde Endonezya Hava Kuvvetleri’ne teslim edildi; paket dört yer kontrol istasyonu, operatör eğitimi, uzun vadeli lojistik destek ve teknoloji transferi anlaşmasını içeriyor. On iki hava aracının altısının PT Dirgantara Indonesia tarafından monte edilmesi planlanıyor. Bu yapı, ANKA’yı yalnızca bir hava aracı satışı olmaktan çıkarıp yerel sanayiyle ortak bir üretim ve bakım projesine dönüştürüyor.
Yine de sipariş edilen ile teslim edilen aynı şey değildir. Teslimat takvimleri kayabiliyor ve sözleşmelerin bir kısmı resmî olarak teyit edilmedi.
Üretim Zinciri ve Teknoloji Transferi Ne Getirdi?
İhracat sözleşmelerinin sıradan satıştan ayrılan yanı, bazılarının yerel montaj, bakım-onarım ve eğitim paketleriyle gelmesi. Endonezya örneğinde yerel sanayi ve üniversitelerin nihai montaj ve MRO faaliyetlerinden pay alması öngörüldü.
Yurt içinde ise TUSAŞ’ın resmî sayfasına göre çok sayıda yerli alt yüklenici programda görev aldı. Bu ağ, kurumun ana yüklenici olarak büyümesinin parçası. Konuyu TUSAŞ’ın ana yüklenici olma hikâyesi yazısında daha geniş okuyabilirsiniz.
Bir de dolaylı kazanım var: uçuş kontrol yazılımı, sertifikasyona uyumlu avionik yaklaşımı ve görev sistemi entegrasyonu gibi birikimler, sonraki platformlar için başlangıç noktasını yükseltiyor.
ANKA-3 ile Program Nereye Gidiyor?
ANKA ailesinin en dikkat çeken yeni üyesi ANKA-3. Kuyruksuz, uçan kanat formundaki jet motorlu bu hava aracı 28 Aralık 2023’te ilk uçuşunu yaptı. Aktarılanlara göre uçuş yaklaşık bir saat on dakika sürdü ve hava aracı 8.000 ft civarına çıktı. Düşük radar görünürlüğü, yüksek hız ve yüksek faydalı yük hedefleri öne çıkıyor; ancak tam performans değerleri resmî olarak sınırlı biçimde paylaşıldı. Ayrıntılar için ANKA-3 uçan kanat İHA’sı yazısına göz atabilirsiniz.
Basında aktarılan hedef değerler arasında yaklaşık 40.000 ft irtifa, 0,7 Mach hız, 10 saat havada kalış ve 1.200 kg faydalı yük yer alıyor. Bunlar tasarım hedefi olarak okunmalı. Hava aracının görev yelpazesi keşif, gözetleme, taarruz, elektronik harp ve havadan havaya mühimmat kullanımı olarak sıralanıyor. Uçan kanat gövdesi ve düşük görünürlük hedefi, onu ANKA-S’den ayıran temel fark.
ANKA-3’ün anlamı şu: ilk ANKA yerli MALE yeteneğini kanıtladı, ANKA-3 ise bu birikimin düşük görünürlüklü, jet tahrikli bir muharip platforma taşınıp taşınamayacağını gösterecek.
Program Hangi Sınırlarla Karşı Karşıya?
Rekabet sertleşiyor. Aynı pazarda Bayraktar TB2 ve Akıncı, TUSAŞ’ın kendi AKSUNGUR’u ve yabancı MALE sistemleri yer alıyor. ANKA’nın elindeki artılar uydu bağlantısı, yük esnekliği ve sahada biriken uçuş saati.
Malezya ve Kazakistan dosyalarında da teslimat ve yerli üretim takvimi tartışma konusu. Malezya sözleşmesinin 2026 başında teslimat öngördüğü aktarıldı; Kazakistan’da ise üç hava aracının ardından yerli ortak üretim planlarından söz edildi. Bu planların hangisinin hangi aşamada olduğu, resmî açıklamalar netleşmeden kesin dille yazılamıyor.
Sipariş listesinin uzunluğu tek başına başarı sayılmaz. Endonezya ve Malezya gibi büyük sözleşmelerde teslimatların takvime uygun tamamlanması ve ANKA-3’ün prototipten operasyonel kabiliyete geçişi, programın bundan sonraki asıl sınavı olacak.