STM Savunma Danışmanlıktan Fırkateyn ve KARGU Üreticisine Nasıl Dönüştü

STM Savunma Danışmanlıktan Fırkateyn ve KARGU Üreticisine Nasıl Dönüştü

Türkiye’nin savunma sanayiinde tersane, üretici ve proje yönetim şirketi arasındaki sınır çoğu zaman bulanıktır. STM bu bulanıklığın en iyi örneklerinden biri. Şirket kendi adına gemi gövdesi kaynatan bir tersane değil. Buna rağmen son yirmi yılda Türk donanmasının en görünür platformlarının arkasında ana yüklenici olarak duruyor, kamikaze insansız hava aracı ihraç ediyor ve bir denizaltı tasarımıyla ilk kez kamuoyu önüne çıkmış durumda.

Bu yazıda STM Savunma Teknolojileri’nin nasıl bir danışmanlık şirketinden gemi ve sistem entegratörüne dönüştüğünü, MİLGEM’deki rolünü, KARGU ile denizaltı alanındaki çalışmalarını ve milli denizaltı MİLDEN ile ilişkisinin nerede başlayıp nerede bittiğini ele alıyoruz. Şirketin yapısını İngilizce olarak ayrıntılı anlatan STM şirket profili de sitede mevcut.

Resmî unvan STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş.
Kuruluş 3 Mayıs 1991, Savunma Sanayii İcra Komitesi kararıyla
Merkez Ankara
Kuruluş amacı Savunma Sanayii Başkanlığı’na (SSB) ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne proje yönetimi, sistem mühendisliği, teknoloji transferi, teknik ve lojistik destek
Öne çıkan işler MİLGEM Ada sınıfı korvetler, TCG İstanbul (F-515) fırkateyni, Reis sınıfı denizaltılara mühendislik desteği, KARGU, ALPAGU, siber füzyon merkezi

STM bir tersane mi, yoksa mühendislik şirketi mi?

Kısa cevap, ikincisi. STM 1991’de, savunma projelerini yöneten kamu kurumlarına ve Silahlı Kuvvetler’e proje yönetimi ile sistem mühendisliği hizmeti vermek üzere kuruldu. İlk yıllarda adı gemilerle değil danışmanlık ve teknik destek sözleşmeleriyle anılıyordu.

Dönüşüm, Türkiye’nin ilk yerli savaş gemisi programına bağlı. SSM, 2006’da MİLGEM korvet programının ana yüklenicisi olarak STM’yi görevlendirdi. Bu karar şirketin rolünü kökten değiştirdi. Artık tasarım uyarlaması, alt yüklenici koordinasyonu, sistem entegrasyonu ve teslim sorumluluğu STM’nin masasındaydı. Gövde kaynağını tersaneler yapıyor, STM ise bütün gemiyi bir sistemler bütünü olarak yönetiyordu.

Şirketin kendi açıklamalarına göre bugüne kadar 11 ayrı tersanede 44 askerî gemi platformunun yönetiminde rol aldı. Aynı anlatıya göre eşzamanlı olarak sekiz tersanede 28 gemi inşası yürütülüyor. Bu rakamlar şirket beyanı olarak okunmalı, ancak STM’nin tersane değil proje yöneticisi modeliyle büyüdüğünü iyi özetliyor.

MİLGEM’de STM’nin payı neydi?

MİLGEM, Türk tersanelerine savaş gemisi tasarlama ve inşa etme becerisini kazandıran programdı. Programın bütün hikâyesi için MİLGEM Projesi yazımıza bakabilirsiniz. STM’nin burada üstlendiği iş, Ada sınıfı korvetlerin ana yüklenicisi olmaktı. 2011’de hizmete giren ilk gemi TCG Heybeliada ile başlayan dört gemilik seri, bu modelin ilk sınavıydı.

İkinci aşama daha iddialıydı. Ada sınıfı gövdesinden türetilen İ sınıfı fırkateynin tasarımı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile STM tarafından yaklaşık iki yılda tamamlandı. İlk geminin inşası 2017’de STM’nin ana yükleniciliğinde başladı. Detaylı teknik anlatım için MİLGEM İ sınıfı fırkateyn sayfası var.

TCG İstanbul yaklaşık 113 metre boyunda. Gemide yerli sistemler ağırlıkta: ROKETSAN’ın ATMACA gemisavar füzesi ve MİDLAS dikey fırlatma sistemi, ASELSAN’ın Gökdeniz yakın hava savunma sistemi ile CENK-S AESA radarı, HAVELSAN’ın ADVENT savaş yönetim sistemi. STM bu parçaların her birini üretmedi. Onları tek bir geminin içinde çalışır hale getiren çatıyı kurdu. STM’nin anlatımına göre geminin teslimi 2024’te gerçekleşti.

İhracat tarafında hangi gemiler var?

MİLGEM modelinin yurtdışına açılması STM’nin ticari hikâyesinin ikinci perdesi. Pakistan Deniz Kuvvetleri 2018’de dört özelleştirilmiş MİLGEM sınıfı korvet sipariş etti. Üretim İstanbul Tersanesi ile Pakistan’daki Karachi Shipyard arasında bölüşüldü, ilk gemi PNS Babur 2023’te hizmete girdi. Ukrayna için inşa edilen Hetman Ivan Mazepa sınıfı korvetlerde ise Janes’e göre programın genel sorumluluğu STM’de. Şirket ayrıca Malezya için üç korvetin de yönetimine dahil olduğunu belirtiyor. Bu ihracat dosyaları ve rakipleriyle karşılaştırması MİLGEM korvetlerinin Pakistan ve Ukrayna yolculuğu yazısında anlatılıyor.

Portekiz için iki lojistik destek gemisi ise Avrupa Birliği ve NATO üyesi bir ülkeye yapılan ilk Türk askerî gemi ihracatı olarak sunuluyor. Pakistan’ın Agosta 90B sınıfı denizaltılarının modernizasyonu 2016’da tamamlanan işlerden biri olarak kayıtlı.

KARGU STM’yi neden farklı bir yere koydu?

Gemilerin yanında STM’nin bir de kimsenin pek beklemediği bir ürünü var: KARGU. Dönüş kanatlı, tek askerin taşıyıp dakikalar içinde kullanabildiği bu gezinen mühimmat 2018’de Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girdi. Teknik ve ihracat boyutu KARGU profilinde ayrıntılı işleniyor.

STM’nin 2024’teki açıklamasına göre bugüne kadar 5.000’den fazla sistem üretildi ve KARGU 2021’den beri üç kıtada 10’dan fazla ülkeye ihraç edildi. Aynı açıklamada sistemin 10 kilometre menzili, 30 dakikadan uzun uçuş süresi, gündüz ve gece görüntüleme kabiliyeti ve sürü yapılandırması desteği sayılıyor. Eylül 2024’te zırh delici başlığın ilk atışta zırhlı hedefi vurduğu duyuruldu. RF arayıcı başlığın ise nihai geliştirme aşamasında olduğu aktarılıyor.

Bu ürünün iş modeli açısından önemi şu: KARGU, STM’yi bir proje yöneticisi olmaktan çıkarıp seri üretim yapan ve doğrudan ihracat yapan bir üreticiye de dönüştürdü. Şirketin daha küçük kardeş sistemi ALPAGU ve savunmaya yönelik TUNGA-X önleyici drone gibi çalışmaları da aynı çizgiden geliyor.

Denizaltıda STM’nin yeri nedir?

Burada dikkatli olmak gerekiyor, çünkü “STM ve milli denizaltı” ifadesi sık sık MİLDEN projesiyle karıştırılıyor. MİLDEN, Gölcük Tersanesi’nde şekillenen ve tasarım ofisi Deniz Kuvvetleri bünyesinde çalışan bir program. Naval News’e göre denizaltı yaklaşık 2.700 ton yüzey deplasmanında, 80 metrenin üzerinde ve hava bağımsız tahrik sistemine sahip olacak, sekiz adet 533 mm torpido kovanı bulunacak. İnşaatın 2025’te başlaması, teslimatın ise 2030’ların başında olması bekleniyor. Programın güncel durumu MİLDEN Denizaltısı Gölcük’te Şekilleniyor yazısında ele alınıyor.

Doğrulayabildiğimiz kadarıyla STM, MİLDEN’in tasarım sahibi ya da ana yüklenicisi olarak anılmıyor. Şirketin denizaltı geçmişi üç ayrı kolda toplanıyor:

  • Reis sınıfı denizaltılar. Gölcük’te inşa edilen altı gemilik programa mühendislik ve yerlileştirme desteği veriyor. 3, 4, 5 ve 6. gemilerde yer alacak Section 50 bölümü, Türkiye’de ilk kez STM’nin ana alt yükleniciliğinde Gürdesan tarafından üretildi. Teknolojinin arka planı Reis sınıfının yakıt hücreli AIP sistemi gibi ayrıntılar sitedeki denizaltı yazılarında ele alınıyor.
  • STM500. Şirketin kendi kaynaklarıyla geliştirdiği, keşif, gözetleme ve özel harekât için tasarlanan küçük boyutlu bir denizaltı fikri. Genel müdür Özgür Güleryüz 2022’de projenin Ar-Ge aşamasında olduğunu ve seri üretim kararının beklendiğini söylemişti.
  • Konsept tasarım. Quwa ve Shephard’a göre STM, IDEF 2017’de x-TS1700 adlı bir milli denizaltı konseptini tanıttı. Bu çalışma SSM’nin sipariş ettiği tasarım etütlerinin çıktısı olarak aktarılıyor. Konseptin yaklaşık 1.740 ton deplasmanlı ve 60 metre uzunluğunda olduğu bildirilmişti, ancak MİLDEN bu konseptten belirgin biçimde daha büyük bir tasarım.

Dolayısıyla STM’nin milli denizaltıyla bağı, Reis programından edindiği üretim ve mühendislik deneyimi ile kendi konsept çalışmaları üzerinden kuruluyor. “STM MİLDEN’i yaptı” demek doğru olmaz.

İnsansız su altı tarafında ise şirketin Tengiz adlı büyük boy insansız su altı aracı tanıtıldı. Bu alanda şirket yöneticileri insansız ve otonom deniz sistemlerini önümüzdeki dönemin öncelikleri arasında sayıyor.

Proje yöneticisi modeli pratikte nasıl çalışıyor?

STM’nin iş yapış biçimini anlamak için bir geminin yaşam döngüsüne bakmak yeterli. Donanma ihtiyacı belirler, SSB sözleşmeyi yönetir. STM bu noktada ihtiyacı mühendislik gereksinimlerine çevirir, tasarımı olgunlaştırır, alt sistemleri sağlayacak firmaları seçip koordine eder ve gemiyi tersaneye teslim edilebilir bir bütün olarak hazırlar. Tersane gövdeyi inşa eder, STM ise tasarım, entegrasyon, test ve teslim zincirinin sorumluluğunu taşır.

Bu modelin iki avantajı var. Birincisi, aynı gemi farklı tersanelerde üretilebiliyor. Pakistan korvetlerinin iki ayrı tersane arasında bölüşülmesi bunun somut örneği. İkincisi, edinilen bilgi şirkette birikiyor. Ada sınıfında öğrenilen ders İ sınıfı tasarımına, oradan da ihracat varyantlarına taşındı. Dezavantajı ise STM’nin başarısının tersane takvimine ve alt yüklenicilerin zamanında teslimine bağlı olması. Bir ASELSAN radarındaki ya da bir tersane vinç sırasındaki gecikme, ana yüklenicinin teslim tarihine yansıyor.

Eski denizaltılar da STM’nin işi mi?

Evet, ve bu kolun sesi pek duyulmuyor. Şirketin anlatımında Ay, Preveze ve Gür sınıfı denizaltıların modernizasyonu da geçiyor. Preveze sınıfı için 2022’de duyurulan “kritik aşama” bülteni, bu modernizasyon çalışmalarının STM’nin portföyünde ciddi bir yer tuttuğunu gösteriyor. Yani STM yalnızca yeni nesil denizaltı programlarının çevresinde dolaşmıyor, filodaki mevcut platformların ömrünü uzatma işine de mühendislik desteği veriyor.

Pakistan’ın Agosta 90B denizaltılarının modernizasyonunun 2016’da tamamlanması da aynı beceri setinin ihracat versiyonu. Denizaltı gibi hassas bir platformda yabancı bir müşteriye modernizasyon verebilmek, sistem mühendisliği itibarının kanıtı olarak okunuyor.

İnsansız sistemler STM’nin ana işinden uzak mı?

Bakıldığında uzak görünüyor, çünkü KARGU bir fırkateynle aynı ölçekte bir şey değil. Oysa ikisinin ortak paydası var: sistem mühendisliği ve yazılım. STM’nin açıklamasına göre KARGU sürü yapılandırmasını destekliyor ve KERKES projesi kapsamında GPS’siz çalışma hedefleniyor. Bu tür özellikler donanımdan çok yazılıma yaslanıyor. Türkiye’de sürü teknolojisi üzerinde çalışan tek şirket STM değil, ama KARGU bu alanın en çok ihraç edilen örneklerinden biri.

Küçük gezinen mühimmat ailesinde şirketin ALPAGU adlı sırt çantasıyla taşınabilen sistemi ve savunma amaçlı TUNGA-X önleyici drone gibi çalışmaları da izleniyor. Bu ürünlerin saha testleri ve ihracat vitrini ayrı haberlerin konusu. Genel resim şu: STM tek bir ürün hattına yaslanmak yerine, deniz platformları, insansız sistemler ve yazılımı birbirine yakın tutan bir portföy kurmaya çalışıyor.

STM’nin dikkat edilmesi gereken sınırları neler?

Şirketin kamuya açık anlatısı güçlü bir marka çizse de okurun birkaç noktayı ayırması gerekir. Gemi sayıları, ciro ve ihracat rakamları büyük oranda şirketin kendi açıklamalarından geliyor. Bağımsız bir doğrulama olmadan bunları “STM’ye göre” diye okumak sağlıklı. Programlarda ana yüklenicilik ile üreticilik farklı sorumluluklar. TCG İstanbul’daki yerli sistemlerin her biri başka bir şirketin ürünü. Denizaltı başlığında da STM ile Donanma’nın MİLDEN tasarım ofisi aynı kurum değil.

Bu ayrımlar STM’nin önemini azaltmıyor. Aksine şirketin Türk savunma sanayiinde nasıl bir yer tuttuğunu, yani bir tersane ya da bir silah üreticisi olmadan da bir deniz gücünün altyapısını kurabildiğini daha net gösteriyor.

Şirketin Ankara merkezli yapısı da bu modele uyuyor. Mühendislik kadrosu ve karar mercileri başkentte, üretim ise Gölcük, Tuzla ve diğer tersanelerde. Bu dağınık coğrafya, STM’nin neden “tersane değil yönetici” sıfatıyla tanımlandığını bir kez daha açıklıyor.

Siber ve yazılım kolu neden önemli?

STM’nin 2016’da kurduğu siber füzyon merkezi, şirketin Türkiye’deki ilk örnek olarak sunduğu bir yapı. Şirket ayrıca NATO’nun INTEL-FS 2 istihbarat güvenliği projesi için yazılım geliştirdiğini açıklıyor. Bu iki işi gemi ve drone portföyünün yanında küçümsemek kolay, fakat STM’nin sistem mühendisliği geleneğinin yazılıma uzanan doğal bir uzantısı olduğunu da gösteriyorlar.

Şirketin büyüklüğü ve gelecek planı

STM’nin 2021’de yaklaşık 530 milyon dolar ciro yaptığı, 2022 için 600 milyon dolar hedeflediği ve bunun 300 milyon dolarını ihracattan beklediği şirket yönetimince açıklanmıştı. Aynı dönemde yaklaşık 800 çalışanın yüzde 75’inin mühendis olduğu belirtiliyordu. Güncel rakamları şirketin kendi kaynaklarından teyit etmek gerekir; bu veriler 2022 tarihli bir röportaja dayanıyor.

Önümüzdeki dönemde izlenecek başlıklar belli: İ sınıfı fırkateyn serisinin devamı, Reis sınıfındaki yerlileştirme işleri, KARGU ailesinin yeni başlıkları ve ihracat siparişleri. Milli denizaltı programı ise Gölcük’te Donanma’nın elinde ilerliyor; STM’nin buradaki yeri Reis’ten gelen deneyim ve STM500 gibi kendi çalışmaları üzerinden okunmalı.

Defense Türkiye Newsroom Tüm Yazılar

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar