KIZILELMA ile KAAN Aynı Gökyüzünde Neden Farklı Görev Yapacak
İkisi de Türk yapımı, ikisi de jet motorlu ve ikisi de savaş uçağı sınıfında anılıyor. Buna rağmen KIZILELMA ile KAAN birbirinin rakibi ya da halefi değil. Biri insansız, Baykar’ın geliştirdiği bir muharip uçak; öteki pilotlu, TUSAŞ’ın beşinci nesil hava üstünlüğü platformu. Aradaki farkı anlamak için önce her birinin neye göre tasarlandığına bakmak gerekiyor.
KIZILELMA ile KAAN arasındaki temel fark nedir?
En kısa cevap kokpitte yatıyor. KAAN tek kişilik, çift motorlu, gizlilik odaklı bir savaş uçağı; pilotu uçağın içinde. Bayraktar KIZILELMA ise insansız. Kalkış, seyir ve iniş otonom yapılabiliyor, operatör yer istasyonundan görev düzeyinde komut veriyor.
Bu tek fark diğer her şeyi belirliyor: boyut, maliyet mantığı, risk alma payı ve görev dağılımı. Pilotun hayatını korumak zorunda olmayan bir platform, daha tehlikeli bölgelere girebilir. Pilotlu bir uçak ise karar verme, durum farkındalığı ve karmaşık görevlerde hâlâ vazgeçilmez.
| Özellik | Bayraktar KIZILELMA | KAAN |
|---|---|---|
| Geliştirici | Baykar | TUSAŞ |
| Mürettebat | İnsansız | Tek pilot |
| Motor | Tek turbofan; ilk prototiplerde Ivchenko-Progress AI-25TLT kullanıldığı aktarılıyor | İki motor; ilk aşamada General Electric F110 (aktarılan) |
| Uzunluk | 14,5 m | yaklaşık 20,3 m (aktarılan) |
| Kanat açıklığı | 10 m | yaklaşık 13,4 m (aktarılan) |
| Azami kalkış ağırlığı | 8.500 kg | yaklaşık 34.750 kg (aktarılan) |
| Azami hız | 0,9 Mach | yaklaşık 1,8 Mach hedefi (aktarılan) |
| Yük kapasitesi | 1.500 kg | İç silah bölmesi ve kanat altı noktaları |
| İlk uçuş | 14 Aralık 2022 | 21 Şubat 2024 |
KIZILELMA değerleri Baykar’ın resmî ürün sayfasından, KAAN değerleri açık kaynaklarda aktarılan rakamlardan alındı. KAAN’ın nihai üretim konfigürasyonu netleşmediği için bu sayılar kesin değil, gösterge niteliğinde.
İkisi neden aynı görevi yapmıyor?
KAAN, F-16’ların yerini alacak ve Türk Hava Kuvvetleri’nin hava üstünlüğü omurgasını oluşturacak bir uçak olarak planlanıyor. Düşük radar izi, iç silah bölmesi, gelişmiş sensör füzyonu ve ağ merkezli harp yeteneği bu role göre şekillendi. Programın aşamaları için KAAN savaş uçağı programı rehberimize bakabilirsiniz.
KIZILELMA’nın tarifi farklı. Baykar’a göre uçak düşük radar kesit alanına sahip, çok modlu AESA radar, kızılötesi arama izleme sistemi ve elektro-optik hedefleme taşıyor; havadan havaya füzelerden güdümlü mühimmata ve seyir füzelerine kadar geniş bir silah yelpazesini kullanabilecek şekilde tasarlandı. Üstelik kısa pistli uçak gemilerinden kalkış ve iniş kabiliyeti, tasarımın açık hedeflerinden. Deniz tarafındaki kullanım senaryolarının gemi tipi ve takvimi ise resmî olarak ayrıntılandırılmış değil. Sistemin ayrıntıları KIZILELMA sistem rehberinde anlatılıyor.
Kısacası KAAN komuta eden, KIZILELMA ise riski üstlenen taraf olarak düşünülüyor. Bu bir iş bölümü, bir yarış değil.
Boyut ve fiyat farkı neyi değiştiriyor?
KIZILELMA, KAAN’ın kabaca dörtte biri ağırlığında. Daha küçük, daha az yakıt taşıyan ve pilot sistemleri gerektirmeyen bir uçak bu. Beklenen sonuç, birim maliyetin ve eğitim yükünün düşmesi. Resmî bir birim fiyat açıklanmadığı için rakam vermiyoruz, ancak yönün bu olduğu savunma yayınlarında genel kabul görüyor.
Menzil ve dayanıklılıkta da farklar var. Baykar, KIZILELMA için üç saatin üzerinde havada kalış süresi ve yaklaşık 500 deniz mili muharebe yarıçapı veriyor. KAAN’ın çift motoru ise daha yüksek hız, daha yüksek tavan ve daha ağır yük anlamına geliyor. Küçük ve ucuz olan çoğaltılabilir; büyük ve pahalı olan nitelikli.
KIZILELMA hangi testlerden geçti?
Uçak 14 Aralık 2022’de ilk uçuşunu yaptı. Baykar’ın 2024 sonunda seri üretime geçtiği aktarılıyor. Kasım 2025’te önemli bir eşik atlandı. 29 Kasım’da KIZILELMA, TÜBİTAK SAGE’nin geliştirdiği Gökdoğan görüş ötesi havadan havaya füzesini ateşleyerek jet motorlu bir hedef insansız aracı vurdu; hedef tespiti ASELSAN’ın MURAD AESA radarıyla yapıldı. Aynı denemede Merzifon’dan kalkan beş F-16 da işbirlikçi hava harekâtını izleyip modellemek üzere uçtu. Bu detaylar Quwa’nın aktardığı kamuoyu bilgisine dayanıyor.
2026’da testler hız kazandı. Baykar’ın basın duyurularına göre 22 Haziran’da Leonardo ile ortak K-SWARM canlı denemelerinde M-346 ile KIZILELMA’nın birlikte uçuşu gerçekleştirildi. 15 Temmuz’da KIZILELMA S2 kanat altındaki JET-230 süpersonik füzeyle hedefi vurdu, 30 Temmuz’da ise iç silah bölmesinden TEBER-82 ve TOLUN mühimmatıyla ilk atış testleri tamamlandı.
KAAN’ın programı hangi noktada?
KAAN’ın ilk prototipi 21 Şubat 2024’te havalandı. Açık kaynaklarda ilk Block 10 uçaklarının 2028 civarında Hava Kuvvetleri’ne teslimi hedefi dile getiriliyor; bu takvim ve ilk uçaklarda geçici F110 motorların kullanılması, yerli motorun sonraki aşamada devreye alınması beklentisiyle birlikte aktarılıyor. Programın ana yüklenicisi TUSAŞ hakkında şirket yazımızda daha fazlası var.
İhracat tarafında Endonezya’nın 2024’te 48 KAAN için anlaşma imzaladığı aktarılıyor; teslimatların yaklaşık on yıla yayılacağı belirtiliyor. KIZILELMA için de Endonezya ile 12 uçaklık bir anlaşmadan söz ediliyor, ancak bu sayıyı resmî Baykar açıklamasıyla doğrulayamadık. Baykar’ın ihracat çizgisi için bu yazıya göz atabilirsiniz.
KIZILELMA’nın tek bir sürümü mü var?
Hayır. Baykar, ürün sayfasında A, B, CA, CB ve D adlı modüler sürümlerden söz ediyor. Temmuz 2026 duyurusunda geçen KIZILELMA S2 ismi ise kanat altından süpersonik füze atışıyla anıldı. Wikipedia’da aktarılan bilgiye göre KIZILELMA-A’nın azami hızı 0,9 Mach; Baykar, Selçuk Bayraktar’ın daha önce süpersonik bir seçenek üzerinde çalışılacağını söylediğini kendi haber odasında duyurmuştu. Sürümlerin hangi sırayla ve hangi konfigürasyonla envantere gireceği kamuoyuyla paylaşılmış değil.
KAAN tarafında ise tek bir uçak ailesi ve aşamalı bir blok planı var. İlk uçaklarda geçici motor, sonraki blokta daha gelişmiş konfigürasyon bekleniyor. Bu yüzden ikisini kıyaslarken “bugünkü” ve “hedeflenen” değerleri ayırmak gerekiyor.
Sensör ve silah yükü iki uçakta nasıl ayrışıyor?
KIZILELMA’nın sensör paketi Baykar’ın tarifiyle çok modlu AESA radar, IRST ve elektro-optik hedefleme sisteminden oluşuyor. Silah tarafında havadan havaya füze, INS/GPS ve lazer güdümlü mühimmat, standoff silahlar ile seyir füzeleri sayılıyor. Bu liste yetenek tavanını gösteriyor; hepsinin aynı anda entegre edildiği anlamına gelmiyor. Kasım 2025’teki Gökdoğan atışı ile 2026’daki TEBER-82, TOLUN ve JET-230 denemeleri bu entegrasyonun adım adım ilerlediğini gösteriyor.
KAAN için ayrıntılı resmî silah ve sensör listesi bu yazı kapsamında doğrulanamadı. Açık kaynaklar iç silah bölmesi ve gelişmiş sensör füzyonundan söz ediyor, ancak üretim konfigürasyonuna ait kesin bir paket yayımlanmış değil. Bu nedenle yük karşılaştırmasını yalnızca KIZILELMA’nın 1.500 kg’lık resmî rakamı üzerinden yapabiliyoruz.
İkisi aynı sahada nasıl çalışacak?
Asıl ilginç soru bu. Dünyada pilotlu uçakla insansız yoldaşın birlikte çalıştığı kavram “sadık kanat” ya da insanlı-insansız takımlaşma (MUM-T) olarak biliniyor. Pilot hedefleri belirliyor, görevi yönetiyor ve silah kullanımına karar veriyor; insansız uçaklar öne çıkıp sensör, karıştırma ve saldırı yükünü taşıyor.
Türkiye’de bu rol için tek aday KIZILELMA değil. TUSAŞ, 2026 World Defense Show’da KAAN’ı iki ANKA-3 ile birlikte gösterdi. Yani KAAN’ın yanındaki insansız yoldaş konusunda iki ayrı şirketin iki ayrı çözümü yan yana duruyor. Hangisinin hangi görevde öne çıkacağı henüz resmî olarak belli değil; envanter planları da açıklanmış değil. Kızılelma’nın hizmete giriş takvimi ise ayrı bir yazıda ele alınıyor.
Aynı hava kuvvetinde ikisine de yer var mı?
Bu soru yanlış kurulmuş. KAAN pilotlu bir hava üstünlüğü uçağı olarak envanterin ağır sınıfını dolduracak. KIZILELMA ise daha küçük, daha ucuz ve daha riskli görevlere uygun bir tamamlayıcı. İkisini de aynı Hava Kuvvetleri, hatta aynı uçak gemisi filosu kullanabilir. Rakip değil; aynı muharebe düzeninin iki ayrı katmanı.
Pratikte bu, pilotlu uçağın daha geride kalıp hava resmini yönetmesi, insansız uçakların ise radarı açıp ilk teması kurması gibi senaryolara kapı açıyor. Kasım 2025 denemesinde F-16’ların izleyici olarak katılması da bu yönde veri toplandığını gösteriyor. KAAN envantere girdiğinde bu çalışmanın hangi doktrine dönüşeceği ise Hava Kuvvetleri’nin kararına bağlı.